Yazılar ve Şiirler

3 2 1 KAYIT :
KEMAL FİLM BAŞLIYOR

Bir yapım şirketinin
kuruluş hikayesidir

Akşam saatleriydi. Lokanta tamamen boşaltılmış , içeride sadece birkaç çalışan ve sahibi Ali efendi kalmıştı. Dükkan kepenklerini tam indirmek üzereydi ki içeriye Ali Efendi’nin yiğenleri Şakir Seden ve Kemal Seden  girdi. Yanıbaşlarında da sinema işleriyle uğraşmaya başlamış Türk sinemasının yıllar sonra ilk yönetmeni olduğu anlaşılacak Fuat Bey vardır. Yiğenler bir telaş  Ali efendinin etrafına doluşurlar. Ali Efendi şaşırmış bir şekilde yiğenlerine bakakalmıştır.

Kemal ve Şakir kardeşler  lafı evelemeden gevelemeden Ali Efendi’ye tutkularını açıklarlar.
Seden kardeşler isteklerini dile getirir ve Ali Efendi’nin aklına sinema işini iyice yerleştirmek için uğraşırlar. Ali Efendi sinematografı hayatında hiç görmemiş   , ama bir o kadar merak ediyordu. O sıra seden kardeşler lafa girer ve ‘’dayı istersen burda bir gösterim yapabiliriz’’der.

Masanın üzerinden beyaz bir  örtü , perde niyetine duvara doğru gerdirilir. Ali Efendi bir iskemle çeker perdenin tam karşısına oturur.Seden kardeşlerde heyecanla Ali efendi’nin hemen arkasında biri sağa biri sola otururlar. Fuat Beyde perdeye filmi yansıtmak için sinematografı yerleştirir ve filmi çevirmeye başlar. Karalığı bir ışık hüzmesi yarar ve beyaz perdeye dönemin tabiriyle , canlı fotoğraflar belirir. Ali Efendinin bu pek hoşuna gitmiştir.Bir kaç kısa film çevrildikten sonra , ışıklar yakılır bir süre sesizlik hakim olur lokantanın iskemlelerinde. Ali Efendi sakallarını okşar ve …


Seden kardeşler heyecanla dayısının lebleri arasından çıkacak o birkaç kelimeyi bekliyorlardı. Ali Efendi birden konuşmaya başlayınca , sessizlik lokantayı yarıp geçmişti.

‘’Oğullarım’’ diye söze başladı.

‘’Lokantaya müşteri hergün yemek yemeye gelir ve parasını verir , peki sizin bahsini ettiğiniz bu sinematografa her gün müşteri para verip izler mi?

Seden kardeşler Ali Efendiye döner ‘’Dayı , sinematograf halk tarafından çok rağbet görüyor , izleyen para verip bir daha iziliyor ‘’der. Ali Efendi ikna olur ve Seden Ailesinin sinema hayatıda böylelikle başlamış olur.

Yıl 1914 Ali Efendi sineması perdelerini indiriyor ve ilk film gösterimlerine başlıyor. Büyülü sinema perdesinde atlar koşuyor üzerinde kovboylarıyla. Halk izledikçe , sinema para basıyor , para bastıkça Sedenler sinema salon işletmeciliğini ilerletiyorlar.


Hemen ardından Kemal Bey , Sirkecide Kemal Bey sinemasını kuruyor ve bir ses yükseliyor. Sirkeci de sinemanın kapısında bir çalışan ,’’ bu hafta Kemal Bey sinema salonunda şu şu filmler var’’ diye boğazını yırtarcasına bağırıyor , halkı sinema izlemeye teşfik etmek için.

Yıllar 1919 yılında geri sayım başlıyor. Fuat Bey bir öneriyle Seden kardeşlerin yanına gider. Artık yurt dışından film ithal edilmesi fikrini seden’lere açar. Sedenler Kemal Filmi kurarak sinemaya olan tutkularını bir tık daha yükseltiyorlar. Çok geçmeden , ezelden beri hayalleri olan film çekme işinede girdiler.

Oda ne ki !
İlk özel film şirketi kurulmuş olan bu dönem bir ilke daha tanıklık ediyordu. Türkiye de ilk film sponsoru da Ali Efendi oluyor…

Ali Efendi yiğenleri tarafından film çekimi için yine ikna edilmiş , sıra rejisörü ayarlamaya gelmiştir.

Rejisör kim mi?

Bilin bakalım kimiş…

Aman canım kim olacak yahu ilahi sizde.
Tabi ki de Tiyatrolara damga vurmuş ve ardından sinematografa hayranlık duymuş , Tiyatro üstadı Muhsin Ertuğrul caaaanım.

Kapı komşuları olan Muhsin’in yanında soluğu alırlar. Film çekmek istediklerini ve rejisörlüğünde onun yapmasını isterler. Çünkü Ertuğrul’un namı yayılmaya başlamıştır. Tiyatrodaki başarılı gayretleri ve çalışmalarından sonra sinemaya merak salmış olan Ertuğrul , sinemayı mutfağında öğrenmeye yurt dışına gitmiştir. Birkaç film çekmiş ve ardından yurda geri döner. Sedenler Muhsin’le bi araya gelilrler ve Türk Sinema Tarihi  için önemli olacak o ilk adımı atarlar. Önce dikim evi olan bir binanın alt katını kiralarlar , sonra Galata Bonmarşesine  gidip taksitle malzemeleri alırlar.

Nerden Nereye… Bir hayaldi oysaki … Şimdi ise giderek gerçeğe dönüşen küçük bir sinema düşüydü Sedenlerinki…

Çok geçmedi imkansızlıklar ve yokluklar içerisinde işe koyuldular. Ama ne çekeceklerdi. Bir den hep beraber bu konu hakkında düşünmeye başladılar.
İşte o anda bir fikir düştü her birinin aklına. İstanbul’da gazeteler yazmış , halk etkisinden uzun süre kurtulamamış olan o cinayet haberini.

Fikir hoş karşılanmış,  bunu çevirirsek tutar kesin diye bir birlerine sarılmışlar.

Önce beyazıt kütüphanesine giderler , habere konu olmuş bu cinayeti iyice tararlar , bununla yetinirmi bizim sinemacı tutkunları … Hemen ardından mahkeme tutanaklarını incelerler. Ardından ,cinayetin işlendiği sokaklara doğru yola çıkarlar filmin sahnelerini canlandıra canlandıra. Bir kaçda tanık bulurlar ve ardından senaryo yazımına koyulurlar. Çok zaman geçmeden ilk film çevrilmeye hazır hale geliyor.



Hikmet Toprak
Yönetmen, Fotoğrafçı, Kurgucu, Senarist

Model olmayanların portreleri konusunda uzmanlaşmış bir doğal ışık fotoğrafçısıyım. Amacım, fazla zahmet çekmeden benzersiz güzellikte bir iş çıkarmak. Tutkum, müşterilerimin hayatlarındaki önemli anları belgelerken yaratıcılığımı keşfetmek.

İstanbul’da yaşıyorum ve şu anda freelance olarak çalışıyorum. Sektöre yönelik çalışmaların yanı sıra çok sayıda portre ve manzara fotoğrafıda çekiyorum.

Bir Cevap Yazın